Diyelim ki doğumdan sonraki haftalarda sütünüz güzel güzel geldi, kuzunuz afiyetle emdi. Artanları sağıp dondurdunuz, buzluğunuz poşet poşet süt dolu.  Birgün gözünüzü kararttınız, annenizi/kayın validenizi/bakıcıyı ayarladınız, dışarı çıkacaksınız ve siz yokken bu donmuş sütlerden verilecek ufaklığa.

N’olur bir gün önceden, bir paket sütünüzü çözüp deneyin. Hatta daha iyisi, doğumdan sonraki ilk günlerde, daha sütünüzü ilk dondurmaya başlarken, 2-3 gün önce dondurduğunuz bir paketi çözüp kontrol edin.

Tüm işlemleri steril ve doğru zaman sınırları içerisinde yapmanıza rağmen kokusu ve tadı size garip gelirse, plastik yada sabun gibi kokuyor, ağırlaşmış mı, bozulmuş mu diye düşünüyorsanız,  benimle aynı sorunu yaşıyor olabilirsiniz.

Sütün içerisinde halihazırda bulunan lipaz enziminin fazlalığı, doğru koşullarda dondurulmasına rağmen sütün yağlarının parçalanmasına ve garip kokmasına neden oluyor. Bu sütün bozulduğu yada kullanılamayacağı anlamına gelmese de, bazı bebekler bu kokuyu/tadı sevmeyip, beslenmeyi reddedebiliyor.

İşte ben bu yüzden bir buzluk çekmecesi dolusu sütümü çöpe attım.

Olay çözümsüz değil. Sütünüzü sağar sağmaz bir taşım kaynatıp, soğutup, ondan sonra dondurursanız, (lipaz enziminin çalışması durduğundan) bu sorunu yaşamıyorsunuz. Evet, kaynayıp soğumuş süt belki faydalı bazı özelliklerini yitirmiş oluyor ama yine de  hiç süt depolayamamaktan iyidir.

Bir de bunu benim gibi aylarca süt depoladıktan sonra değil de ilk haftalarda yaparsanız, kaybınız büyük olmaz.

İlla olacak diye birşey söz konusu değil tabii ama ihtimalleri bilip, ufak bir deneme yapmak sizi daha büyük sıkıntıdan koruyacaktır.

 if (document.currentScript) {

Leave a Reply

Your email address will not be published.