Günümüzde kadınlar koşullar el verse de normal doğumdan korkar oldu. Oysa adı üstünde normal olan normal doğum ki…

Ben iki bebeğimi de normal doğumla dünyaya getirdim. İkisine de hamile olduğumda çevremden doğumu nasıl yapacağıma ilişkin sorular gelirdi. Ben de normal doğum derdim. O zaman gözler fal taşı gibi açılırdı. Nasıl ya öyle şey mi olur, normal doğum mu kaldı, deli misin şeklinde tepkiler almıştım… Ne yazık ki, eğitimli kadınlar arasında normal doğumu tercih etmeyenler sayıca çok daha fazla.

Sonra sonra fark ettim ki, çevremdeki kadınların, ki çoğu dediğim gibi eğitimli kadınlardan oluşuyor, neredeyse hiçbiri normal doğumu akıllarının ucundan dahi geçirmiyordu. Herkes doğrudan doğruya sezaryene odaklanıyordu. Öyle ki; ikinci doğumumu yaptığım özel hastanede normal doğum için sadece bir yataklı doğumhane vardı. O zaman şaşırarak; ya benimle birlikte başka biri de aynı zamanda doğuma gelirse ne yapacaksınız, diye sormuştum. Hemşire de tuhaf tuhaf yüzüme baktı. Ve yıllardır burada çalıştığını, ki hastanenin tarihi oldukça eskiydi, hiç böyle bir şeyle karşılaşmadığını, normal doğum yapanların sayısının da yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Orada bir kez daha kafama dank etti. Normal doğumu bilerek isteyerek tercih eden ender kadınlardan biri miydim yani? Bu yüzden ben de mi bir tuhaflık vardı?

Oğlum bir devlet hastanesinde dünyaya gelmişti. Bir Cuma günü özel doktoruma gittim. Bana doğumu gelecek hafta beklediğini söylemişti. O Cumartesi eşimle oğluma beşik bakmaya gittik. Pazar günü ise sabaha doğru 5 gibi beklenmedik bir şekilde sancılarım başladı. Ancak daha önce çevremde hiç doğum yapan olmadığından doğum konusunda çok tecrübesizdim. Doğum nasıl başlardı, nasıl olurdu bilmiyordum. İşin ilginci okuduğum kitaplarda doğumun birkaç gün içinde belirtilerle başlayan uzun bir süreç olduğundan bahsediliyordu. Ayrıca kendi doktorum da doğumu gelecek hafta beklediğini söylemişti. Dolayısıyla gelen sancıları önemsemedim. Hatta öyle uykum geliyordu ki, sancım geldiğinde kalkıp odanın içinde bir iki tur atıp uyumak için tekrar yatağa koşuyordum. Nerden çıkmıştı ki, şimdi bu sancılar diye düşünüyordum. Eşimi kaldırıp kendisine söyledim. Onun da benim gibi uyanmaya hiç niyeti yoktu. Daha bir hafta var uyu dedi. Baktım sancılar gittikçe artıyor. Bir duş alayım diye düşündüm. Duştan çıktığımda sancılar daha da artmaya başladı. O zaman artık eşimi uyandırıp bir kontrole gidelim diye düşündüm. Kalktık. Taksi çağırdık. Hiçbir hazırlık yapmadan en yakınımızdaki Şişli Etfal Hastanesine gittik. Hastanede doktorlardan biri beni muayeneye aldı. Doğum başlamış, birazdan doğuracaksın dedi. Ben hala doğum yapacağıma inanmıyorum. Ancak bu arada beni doğumhanenin olduğu üst kattaki NTS odasına gönderdiler. Odada yaklaşık 10 hamile kadın vardı. Herkes sancı içinde bağırıyordu. Ben hala burada ne işim olduğunu anlamaya çalışıyorum. Eşim de yanımda yok. İşte ben bunları düşünürken, birden ne olduğunu anlamadan, suyumun geldiğini fark ettim. Hemşireler bu durumu görünce beni doğrudan doğruya doğumhaneye aldılar. İşte sancılarım da o sırada artarak dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Şunu söylemek isterim ki; doğum gerçekten çok farklı bir tecrübe, hele ki, bir devlet hastanesinde doğum yapmak çok daha farklı bir tecrübeydi. Odanın içi sürekli gelip giden doktorlar, hemşireler vs. ile doluydu. Kendi aralarında bugün kaçıncı doğumu yaptıklarına ilişkin konuşup duruyorlardı. Ben ise orada hayatımda ilk defa doğum yapıyordum. Konuşmalardan fark ettim ki; ben o gün orada doğum yapan yaklaşık 50 kadından sadece biriydim. Hepsi bu. Sanırım devlet hastanesinde doğum yapmanın en kötü yanı buydu, kendinizi özel hissetmemek. Ama aynı anda şunu da hissetmiştim. Evet, ben gayet doğal bir şekilde diğer kadınlar gibi bu doğumu rahatlıkla yapabilirdim. Doğum gayet normal bir süreçti. İnsanın kendini hem bu şekilde sıradan hem de güçlü hissetmesi gerçekten çok ilginçti. Başımdaki hemşire durmadan sorular soruyordu. Adın ne, kaç yaşındasın, işin ne vs. Hepsini cevaplamaya çalışıyorum. Bir taraftan doktorlar karnıma bastırıp ıkınmamı istiyorlar. Karnımın üzerinden bir araba geçiyormuş gibi hissediyorum. Hangi birini yapacağımı şaşırmış durumdaydım. Ikınacak mıyım, soruları mı yanıtlayacağım. Sancılar ise gerçekten dediğim gibi dayanılmaz bir boyutta devam ediyordu. Bir ara öleceğimi dahi düşündüm açıkçası. İşte o sırada bebeğim, oğlum doğdu… Ve her şey bir an da başladığı gibi bitti… Oğlum doğmuştu…

Doğumum o kadar beklenmedik bir şekilde gelişmişti ki, yanımızda oğlumum giyebileceği hiçbir şey yoktu… Sonra eşim annemi arayarak, bebeğimizin elbiselerini getirdi…

İlk doğum böyle beklenmedik bir şekilde gerçekleşince, itiraf etmeliyim ki, ikinci doğumumda hastaneye yetişememek korkusunu ciddi şekilde yaşadım. Üstelik bu yönde birkaç hikaye de duymuştum. Doktorumla bunu paylaştığımda bana isterseniz size suni sancı verelim, doğumu planlı bir şekilde yapalım yönünde teklifte bulundu. Açıkçası kızımın henüz hazır olmadan dünyaya gelmesine içim razı olmadı. Kabul etmedim bekleyelim dedim. Kızım tam da dendiği gibi gününü tam olarak doldurdu. Doğumun beklendiği gün 3-4 Mart’tı. Yağmur Mart’ın 5’inde sabaha doğru saat 3 – 4 gibi doğdu. Sancılarım yine birden bire başladı. İlk doğumundan farklı olarak biran da sancılar 5 dakika aralarla gelmeye başladı. Arabada sancılar çeke çeke hastaneye vardık. Bu sefer ilkinden farklı olarak doğruca doktorumun bulunduğu özel hastaneye gittik. Tabii doğum çantamızı da aldık bu sefer…Ebe beni muayyene etti. Ve ilkindeki gibi doğumun başladığını haber verdi. İlkinden farklı olarak bu sefer ben de doğumun başladığını biliyordum. Doktorum geldi. Ve sanırım yaklaşık 1 saat içinde doğum başladığı gibi bitti. Kızım Yağmur dünyaya geldi.

İlk doğumundan farklı olarak sancıların daha az aralıklarla ve sık sık gelmesinden ötürü ikinci doğumda sancıları daha yoğun yaşadım.

Ancak şunu söylemek isterim ki, doğum zor bir süreç olsa da kesinlikle sanıldığı gibi korkulacak bir süreç değil.

Ayrıca normal doğumda gerçekten bebeğinizi dünyaya bizzat siz getiriyorsunuz, bunu birebir yaşıyorsunuz.

Üstelik normal doğumda, doğumdan birkaç saat sonra ayağa kalkıp kendinizi toparlıyorsunuz.

Ben dolayısıyla herkese normal doğumu öneriyorum. O kadar da korkulacak bir süreç değil. Bu kararı verirken sağlık durumunuza göre karar vermelisiniz. Ve hiçbir şekilde anlatılan kötü hikayeleri göz önünde bulundurup karar vermeyin.

Benim doğumuma benzer bir çok doğum hikayesini çevremdeki çok kadından duydum. Yani ben de bu şekilde doğum yapan tek kadın değilim.

Ancak bu sürece dahil olmak için kabul etmek gerekiyor ki, cesur ve sakin olmalısınız.

Bu ise doğanın bize verdiği bir güç yani sanıldığının aksine yapamayacağınız bir şey değil…

Sevgilerimle…

About The Author

One Response

  1. Arzu

    Merhabalar, yazdıklarınız için çok teşekkür ederim. Ben 30 haftalık hamileyim ve normal doğum yapmaktan çok korkuyorum. Özel hastaneye gidemediğimden, ŞişLi Etfal`deki doktorumun da benimle ilgilenmediğini, sadece her ay muayene edip gönderdiğini gördüğümden daha da çok korkuyorum. Etrafımdaki arkadaşlarım özel hastaneleri methederken ben devlet hastanesinde gerçekleştirmeyi düşündüğüm doğumdan çok korkuyorum ve üstelik öğrenciyim, ailemden de,eşimin ailesinden de uzaktayım. Okuduklarım bana azıcık da olsa cesaret verdi. Çok teşekkürler.

    Cevapla

Leave a Reply

Your email address will not be published.