Hızla geçti hamileliğim. Ve hamilelik süreme pek çok olay, pek çok hareket, pek çok duygu sığdı.

Huzurlu ve mutlu olduğum anlarda hamileliğimi çok sevdim. Sinirli stresli olduğum zamanlarda ise hadi biran once bu hamilelik bitsin istedim.
Hamile kaldığımı öğrendiğim ilk anda düşündüğüm şey bebeğime sağlıkla kavuşmaktı. Aynı zamanda insanların doğum hikayelerinin bütün hayatlarını şekillendirdiğine inandığım için de doğal yollarla hiç bir müdahale olmadan bebeğimi dünyaya getirmek istiyordum. Çünkü inanıyorum ki kolay bir şekilde doğanların hayatları da rahat ve kolay olur. İşleri ters gitmez. Bebeğimi kolay bir şekilde doğal yoldan doğurmak için uzun uzun araştırmalar yaptım.
Bu araştırmalardan birinde daha önce bir yerlerden kulağıma çalınan ve not aldığım isim Dr. Hakan Çokerdi. Hakan Bey’in Doğal bir şekilde doğum yapmak isteyenlere kurslar verdiğini ve doğal doğumu desteklediğini biliyordum. Araştırınca da Doğum Akademisine ulaştım. Nisan ayı için iki günlük kursa eşimle birlikte katıldık ve olaya bakış açımızı tamamı ile değiştirdik. Dr.Hakan Çoker ve Psikolog Neşe Karabekir sayesinde sağlıklı bir şekilde nasıl doğum yapacağımızı öğrendik. O güne kadar doğum için seçtiğim sevgili doktorum Figen Taşer Güney’e sürekli tekrarladığım ben epidural istemiyorum, ben epizyotomi istemiyorum sözlerimi bırakıp, yani kısaca istemediğim şeyleri anlatmayı bırakıp, istediklerime odaklandım ve bunları da doktorumla paylaştım. Kurstan sonra doktorumla ilişkimde benim ve eşimin doğuma bakış açısı da yüzde yüz değişmişti.
Kurs sırasında öğrendiğim nefes ve ıkınma tekniklerini her gün çalışmayı kendime ilke edindim. Hakan Bey’in verdiği derin gevşeme cd’si her gün kulağımda; meditasyon cd’si ise her gece yatmadan önce dinlediklerim arasındaydı. Kocaman yazdığım “Bedenime ve Bebeğime Güveniyorum. Doğumu için her gün hazırlanıyorum” yazısı her gün gözümün önündeydi. Gözlerimi kapatıp bol bol doğum anımı imgeliyordum.
Doğal Doğum kursunda Hakan Bey bize pek çok doğum videosu izletmişti. Bu videolar arasında Venezuela’lı bir kadının doğumu da vardı. Bu kadın doğum dalgaları başladığında ayakta kocasının kollarına sarılarak dans ediyordu. Yüzünde o kadar mutlu ve güzel bir ifade vardı ki gözümde bende hep bu anı canlandırıyordum.
Hamileliğimin başından beri doğum için verilen muhtemel tarih 13 Ağustos’du. Bir ara bebeğimizin gelişimine bağlı olarak 2 ve 6 Ağustos tarihleri de telaffuz edildi. Ben ise her zaman bebeğime kendisini ne zaman hazır hissederse gelebileceği ve kendisini sevgiyle beklediğim mesajini veriyordum. Çok rahat gecen hamileliğimde Temmuz’un son haftasına geldiğimizde belimde sürekli bir ağrı hissetmeye başladım. Ayrıca sol kalçamdaki ağr Temmuz’un son Çarsamba’sı itibari ile şiddetlenmiş, nerdeyse yürümeme engel olmaya başlamıştı. Bütün bunlara rağmen yine yerimde oturamayan ben Temmuz’un son haftasonu alışveriş yaptım, hatta üstüne Harry Potter’ın finalini izledim. Pazar gunu kendimi çok yorgun hissederek erkenden yattim ve deliksiz uyudum. 1 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00 de Memorial Hastanesi’nde Doktorumuz Figen Taser Güney’de 38. Hafta randevumuz vardi. Son iki haftadir kontroller haftada bir’e düşmüştü.  Sabah gözümü açtığımda saat 07.55 di. 5 dakika daha yatayım diye düşünüp yatakta oyalandım. Saat tam 08.00 de yataktan kalktım ve banyoya gittim.Küvetin önüne geldiğimde bacaklarımdan ılık ılık bir suyun aktığını hissettim . Bir anda demek ki suyun gelmesi böyle bir şeymiş ama hiç sancı yok diye düşündüm. Banyodan geri çıktım ve eşime dönüp, “bugün hastaneye gittiğimizde galiba orada kalacağız, oğlumuz geliyor” dedim. O anda eşimin surat ifadesi ve telaşı çok komikti. Eli ayağına dolaştı. Ben öncelikle İstanbul dışında yaşayan annemi aradım ve anne suyum geldi hadi gel dedim. Üzerimde müthiş bir sakinlik vardı, çok derin bir huzur hissediyordum.
Evden 09.30 gibi çıktık ve yoldan kayınvalidemleri aradık, öncelikle sakin olmalarını, annemin İstanbul’a geldiğini ve onu karşılayıp hastaneye gelmelerini söyledik. Herşey benim istediğim gibi başlamıştı. Sakince eşimle hastaneye gidiyorduk, trafik açıktı, doktorum bizi bekliyordu. Saat 10.30 gibi doktorum beni muayene etti ve Hastaneye yatışını yapalım bebeğimiz geliyor, 2cm açıklık var dedi. Saat 11.00 olduğunda odam hazırdı bile. Üstelik Memorial’da daha önceden gezip gördüğümüz benim çok istediğim büyük odalardan biri şansımıza boştu. Ve oda suit oda olduğu için misafirler, aileler benim yattığım oda dışında oturabilecekler böylece bende rahat rahat ilk süreci eşimle geçirebilecektim. Biz güle oynaya yerleşirken abim Hastaneye geldi ve bir profesyonel olarak bizim fotoğraflarımızı çekmeye başladı. Doğum fotoğrafçısı olaylarından hoşlanmadığım için bütün ısrarlara rağmen fotoğrafçı istememiştim ama abimin çekmesi hoşuma gitti. Çünkü bebeğime Dayısından harika bir hatıra oldu.
Suyum gelmiş olduğu için ilk başta Hemşireler beni NST cihazına bağladılar ve sancılarım ile bebeğimin kalp atışlarını kontrol ettiler. Bu arada biraz suni sancı verdiler çünkü hiç sancım yoktu. Sancı vermeye başladıklarından yarım saat kadar sonra ciddi anlamda dalgalar yaşamaya başladım. Her dalgalanmada sakince kendi içime dönüyor, derin derin nefes alıyordum. Bu arada doğum koçum olan eşim hep yanımda elimi tutuyor, saniyeleri sayıyor ve beni motive edici bir sürü şey söylüyordu… Dalgaların şiddeti artmaya başlayınca ayağa kalkmak istediğimi söyledim, hemşireler suyum geldiği için tehlikeli olabileceğini söylediler, ama doktorumu arayalım dediğimde Figen Hanım arandı ve hemen izin alındı. Ayağa kalkıp oda içinde yürümeye başlayınca kendimi çok özgür ve hafif hissettim. Bu arada Anneler gelmiş ve yan odada sessizce oturuyorlardı. Eşim çok sıkı tembihlediği için kimse yanıma gelmiyor bana saygı gösteriyorlardı. Biz ise odamızda eşimle derin gevşeme cd’miz eşliğinde dans ediyorduk. Aynen Venezuela’lı kadın ve kocası gibi. Dalgalar geldiğinde sakince duruyor ben genelde yatağa dayanıyordum,eşimde belime masaj yapıyordu. Masajların nasıl iyi geldiğini ve rahatlattığını anlatamam. Saat 14.00 olduğunda doktorum kontrol için geldi. Muayene etti beni ve “inanmayacaksın ama 7 cm olmuşsun” dedi. Bu arada doktorumuz eşime merak etmeyin daha zamanımız var diyordu. Yürümeye dans etmeye devam ettik ve saat 15.00 gibi ben hemşireye “doktorumu çağırmalarını çünkü doğurmak üzere olduğumu” söyledim. Sanki bebeğim çıkıverecek gibiydi. Hemşirenin hafif bir gülümseme eşliğinde “tabii ki çağıralım ama daha zaman var merak etmeyin” dedi. Ben çok acele çağırın şimdi burda doğuruyorum diye ısrar edince doktorum geldi. Kapıdan içeri girerken eşime merak etmeyin daha var diyen doktorumuz beni görünce hemen çok acil doğuma alıyoruz diye bir anda heyecanlandı. Etrafımda müthiş bir koşturma başladı. Aileler ile helalleştik ve büyük bir hızla doğumhaneye aldılar. Saat tam 15.15 de herkes hazırdı. Ben masada iyice yerleşmiş, doğum koçum eşim yanımda, doktorum ve hemşireler karşımdaydı. Bir an sanki uzaktan bu sahneyi bir film gibi izliyorum diye düşündüm. Figen Hanım’ın sesi, yüz ifadesi o kadar sakin ve huzur vericiydi ki biz seni bekliyoruz hiç acelemiz yok sen ne zaman kendini hazır hissedersen diyordu bana. Sakince nefeslerime devam ettim ve ıkındım. Doktorum ve hemşireler “harikasın, çok iyi nefes alıyorsun, harika ıkınıyorsun sen kendini ayarla, ne zaman ıkınacağını sen biliyorsun” diyerek bana güç veriyorlardı. Tekrar nefes ve ıkındım, Figen Hanım başını görüyorum, saçlarını görüyorum çıkıyor dedi. O anda nereden aklıma geldi bilmiyorum ama Figen Hanım’a “geri içeri kaçmaz di mi diye sordum :) Son bir kez daha nefes alıp güçlü bir şekilde ıkındım ve ittim. Müthiş bir duygu, çıkış anını kelimelerle anlatamam çünkü ifade edecek kelime bulamam.
Doktorumla nasıl bir doğum istediğimi konuşurken Bebeğimin çıkar çıkmaz göğsüme verilmesini istediğimi söylemiştim. Hastane kurallarında genelde bu uygulamanın olmadığını ama ben istiyorsam tabii ki çocuk doktoru ile konuşacağını söylemişti. Gerçekten de bebeğim çıkar çıkmaz hemen göğsüme verdi. Küçük, ıslak, kaygan,yumuşacık oğlum kollarımdaydı, kıpır kıpır bakıyordu. İnanılmaz bir duygu inanılmaz anlardı. Bir süre sanırım herkes geri çekildi bizi kendi halimize bıraktılar, sonra oğlumu alıp hazırlamak için izin istediler ve bebeğimi yan tarafa aldılar. Ve bu arada plesantam da doğdu. Doktorum eline alıp bana gösterdi. Bebeğimi 38 hafta boyunca besleyen plesanta artık görevini tamamlamıştı.
Doktorumla doğum öncesi konuşmalarımızda tıbbi bir gereklilik olmadıkça epizyotomi istemediğimi belirtmiştim. Doktorum da buna saygı duyduğunu, doğum sırasında sakinlik içinde olup süreci bekleyeceğini söylemişti. Gerçekten çok sakin ve bana saygılıydı. Hiç bir şekilde epizyotomi yapmadı. Sadece oğlum çıkarken bir omuz darbesi ile ufak bir yırtık açmıştı ve sonunda iki dikiş atıldı. Ama tabii ki o sırada ben oğluma bakarken dikişleri hiç hatırlamıyorum. Doğum masasından kendim kalkarak yanaştırılan sedyeye geçtim ve odama
 götürüldüm. Beni kapılarda karşılayan ailem benden çok daha büyük heyecan içindeydi. Kısa bir süre sonrada odaya küçük bebeğimi getirdiler. Kollarımda bebeğim her şeye değerdi.
Sonraki günlerde Annelik heyecanını yaşamaya başladıkça, nasıl acemi anne-baba olduğumuzu görünce, kendimizi sudan çıkmış balık gibi hissedince belki de doğumun yaşananlar arasında en kolay süreç olduğunu düşündüm.
Tam istediğim, hayal ettiğim gibi bir doğum yaptım. Bu süreçte en büyük şansım öncelikle doğum koçum olan eşimdi. Bana her aşamada inanılmaz destek oldu. Sonrasında çok büyük bir şans ki hep doğru insanları buldum. Doktorum Figen Taşer Güney ışıl ışıl bir hamilelik geçirmemi sağladı. Her zaman bana güven ve huzur verdi. Doğum kursu aracılığı ile tanıdığım Dr. Hakan Çoker ve Psikolog Neşe Karabekir bize bambaşka bir dünyanın kapılarını açtılar. Doğumun güzelliğini ve mucizesini keşfetmemizi sağladılar. Doğum yolunda doktorumla nasıl empati yapmam gerektiğini öğrettiler. Kurs sırasında öğrettikleri nefes ve ıkınma teknikleri yol göstericim oldu. Halen dinlemeye devam ettiğim Derin Gevşeme müzikleri bana güç verdi.  Neler istemediğimi değil neleri istediğimi öğrettiler. Ben öğrendim bilinçlendim. Doğum sonrasında doktorum kendi hastalarına halen benim doğumumu bir efsane gibi anlatmaya devam ediyor. Hemşireler hep yanıma gelip, “Doğal doğum yapan siz misiniz? Herkes sizi konuşuyor” dediler. Defalarca ne kadar bilinçli nefes alıp veriyor ve ıkınıyordunuz deyip beni gururlandırdılar. Bütün bu süreçte en çok kendimle, bebeğimle ve sevgili eşimle gurur duydum. Biz harika bir iş başardık. Yıllar boyu gurur ve mutluluk ile hatırlayacağız.

} else {