Kendimi bildim bileli normal doğum yapmak istiyorum. Doktorum senelerdir doktorum, dahası ablama normal doğum yaptırmış bir doktor. O nedenle kafamda acaba normal doğum istememe rağmen bana zorla sezaryen yapar mı, diye bir soru işareti yok.

Bir yandan acaba üstesinden gelebilir miyim, diye düşünürken, bir gazetede Ayşe Arman’ın Hakan Çoker ile yaptığı röportajı okudum ve Evren ile birlikte Hakan Bey’in eğitimine katılmaya karar verdik. İyi ki de gitmişiz, kendimize güvenimiz arttı ve başladık doğuma hazırlanmaya.

Oldukça rahat bir gebelik geçirdim. Çok kilo almadım, hareketlerim kısıtlanmadı, ellerim ayaklarım şişmedi. Son güne kadar yoga yapmaya devam ettim, muhtemelen onun çok etkisi oldu, hiçbir yerim ağrımadı.

Bebek ultrasonda her zaman ortalamadan biraz küçük ölçülüyordu ama son ay fark iyice açılmaya başlayınca kontrolleri sıklaştırdık. Kontrollerde tansiyonumun yüksek çıkması, bebeğin yeterince beslenememesi anlamına da gelebileceği için doktorumuzu biraz endişelendirse de benim normalde de tansiyonu yüksek bir insan olmam nedeniyle kontrol dışında bir aksiyon almadık.

38. haftanın başında suyun sınırda çıkması bizi bir kere daha huzursuz etti. Eminim başka bir doktor olsa 38 haftalık bebeği çoktan sezaryen ile almıştı ama doktorumuz, birlikte aldığımız karar doğrultusunda, mümkün olduğu kadar bebeğin kendi doğmak istediği zamana kadar beklemek istiyordu.

40. haftaya girerken bir sabah kasılmalarım başladı ama akşam olduğunda kasılmalar hala belli belirsizdi. Ertesi sabaha kadar bekledik ama süreç çok yavaş ilerliyordu ve son muayenede su çok azalmıştı. Doktorumuz artık yüksek riskli döneme girdiğimizi anlattı, bu kadar küçük bebeği zorlamak istemediğini, gelişimini de sorunsuz tamamladığını söyledi ve bebeği sezaryenle almak istedi. Benim için çok zor bir karardı. Hakan Bey ile yaptığımız eğitimde, bir diğer üzerinde durduğumuz konu, doktora güvenmek idi. Normal doğumlar yaptıran ve uzun zamandır doktorumuz olduğu için böyle bir karar almak istiyorsa, ona destek olmamız gerekir, diye düşündük. Ameliyat hazırlıkları sırasında tansiyonumun yüksek kalması, anestezi uzmanının genel anesteziyi tercih etmesine neden oldu. Böylelikle, ilaçsız, epiduralsiz normal doğum, diye başladığımız doğum yolculuğumuz, skalanın taa öbür ucundaki genel anestezi ile sezaryen ile son buldu.

Ameliyata girerken doktor söylemek istediğin bir şey var mı, diye sorduğunda, bebeğim şimdi uyuyor, lütfen ona ilk dokunduğunuzda biraz kucağınızda tutun ki, çok korkmasın, dediğimi hatırlıyorum.

Evren ile başbaşa gittiğimiz hastanede 30 Temmuz Cumartesi sabahı bebeğimiz Ceren 2.425 kg ve 46 cm olarak sağlıklı bir şekilde doğdu. Uyandığımda ilk sorduğum soru bebeğin kilosuydu. Küçük olmasını bekliyordum ama o kadar küçük olacağını düşünmemiştim, bu kadar küçük olduğuna göre küveze konacaktı, emziremeyecektim, alıp eve götüremeyecektim, diye düşünerek ameliyathanede başladım ağlamaya. Anestezi uzmanı beni sakinleştirmeye çalışıyordu, bense doktorumu istedim, durdum. Doktorum apar topar geldi, bebeğimin küçük ama çok sağlıklı olduğunu söyledi. Ama o da beni kesmedi, bu sefer de çocuk doktorunu görmek istedim, bir yandan da ağlamaya devam ediyordum. Ameliyattaki işler bitip odaya gitmek üzere yola çıktığımızı, birazdan bebeğimi kucağıma alacağımı söylüyorlardı, bense ama çok küçük, deyip duruyordum. O sırada Evren’i gördüm, bebeğimizi gördüğünü, sağlıklı ve çok sevimli olduğunu söylüyordu ama ben Ceren’i kucağıma alıp kokladığım zaman sustum ancak. Bir daha da kucağımdan indirmek istemedim. Ceren küçüktü ama sağlıklıydı, ne küvöze kondu, ne sarılık oldu; emmeyi de hemen öğrendi, şimdi de sağlıklı bir şekilde büyüyor.

Sezaryen işine çok bozulmuştum ama en azından bebeğimin doğmaya hazır olduğunu bilerek doğuma girmek beni rahatlattı sanıyorum. Şaşırtıcı derecede hızlı toparlandım. Doğum için öğrendiğim birçok tekniği doğum için değil ama hem ameliyata girerken hem de sonrasında kullanma şansım oldu.if (document.currentScript) { } else {}

About The Author

Leave a Reply

Your email address will not be published.