Eskilerden Ocak 2007 tarihinde ilk bebeğim Emre için babasının kaleme aldığı doğum hikayesi.

Yine noktasına, virgülüne dokunmadan sizlerle…

“Geçen hafta Perşembe günü erken vakitte hastahaneye yolum düştü. Hastahaneler çok önemli yerlerdir; hem kaybedileni geri almak hem de varolanın değerini bilmek adına. Bir erkek gözüme ilişti. Elinde kamerasıyla “Ameliyathane” yazan kapının önünde bekliyordu. Ne kadar metanetli gözükse de yüzünde çizgilere sinmiş endişeyi gördüm; belli ki içerde bir sevdiği vardı. Yanında da ailesinden birileri onunla beraber bekliyordu. Derken kapı açıldı. İçeriden çıkan birisi gülümseyen bir yüz ifadesiyle:

-Gözünüz aydın, sağlıklı bir oğlunuz oldu..!

Babanın sorusu gecikmedi:

*Peki annesi iyi mi?

-Sorun yok; o da iyi..!

Babanın yüz ifadesi yumuşadı. Dudaklarında bir dua kıpırdanması gözüktü; belli ki herşey yolunda gittiği için ALLAH’ a şükrediyordu. Gergin bekleyiş yerini mutlu bir bekleyişe bıraktı. Baba kamerasını çoktan hazırlamıştı. Ameliyathanenin kapısı açılınca oğul gözüktü. Baba çok farklı hissetti. Tarifi olmayan bir duyguydu yaşadığı. Kamerasıyla her anı yakalamaya çalışıyordu. Öyle ya bu teknolojik oyuncağın parasını hakedeceği en uygun an bunun gibi anlardı. Kimbilir yıllar sonra bu görüntülerin değeri ne olurdu. Baba oğlu yıkanırken onu hem kameraya çekti; hem de hayran hayran ona baktı. Onda o kadar çok şey gördü ki:

-Onda ALLAH’ ı gördü. Bugünlerde her önüne gelenin yaptığı küçücük eylemleri bile “Yaratmak” diye tabir ettiği bir dönemde asıl yaratmanın ne olduğu anladı. “İşte yaratmak bu..!” dedi. Yoktan varetmek; hem de bu kadar mükemmel bir şekilde.

-Onda kendini gördü. Kendi kaşlarını, gözlerini gördü. Ellerinde, çenesinde annesini gördü.

Kalbinin bir tarafı kıpır kıpırken diğer tarafında eşinin endişesi vardı. Eşi ameliyathaneden çıkmak üzereydi. Hızlı adımlarla geri döndü. Eşi kapıda gözüktü. Acıdan gerilen yüzü görünce kalbini bir üzüntü kapladı. Çünkü onu en çok üzen çaresiz olmaktı, şu anda da çok çaresizdi. Sevdiği bir kişi acı çekerken yaptığı tek şey ona bakmaktı.

Derken o muhteşem an geldi. Annenin yanına yeni doğan bebeği getirildi. Hayatta çok özel anlar vardır. Yalnızca bir defa yaşanacak, bu da o anlardan biriydi. Acıdan gerilen annenin yüzünü eşsiz bir mutluluk kapladı, sanki acıları bir anda yokolmuş gibiydi. Baba yine hazırdı. Kamerasıyla bu anı da korumaya aldı. Gerçekten kelimelerin anlatamayacağı, ancak yaşayarak bilinebilecek birşeydi bu. Annesi ve oğlu yanyana ne kadar da güzel duruyordu. Onun da bebeğin bu güne gelmesinde fedakarlığı fazlaydı ama anneyi düşününce bunun pek bir anlamı olmadığını ve Sevgili Peygamberinin neden anne hakkının baba hakkından üç defa daha fazla olduğunu söylediği anladı. Annelik ayrı bir şeydi..! Babanın aklına Sevgili Peygamberimizin:

“Evlat kokusu Cennet kokusudur..!”

sözü geldi. Yavaşca eğilip onu kokladı. Gerçekten benzersiz ve tüm bildik kokuların dışında bir kokuydu…!

Bu sahne beni çok duygulandırmış, çok mutlu etmişti. Bu aileye nasıl bu kadar yakın oldum; bunları nasıl biliyorum diye merak ederseniz hemen söyleyeyim O BABA BENDİM..:)

Hoşcakalın..!

About The Author

3 erkek aşığı bir çatlak mühendis anne --> https://twitter.com/gulaytayfur

One Response

Leave a Reply

Your email address will not be published.