Üzerinden 3 ay geçti, bazı detaylar hariç hemen herşeyi gayet net hatırlıyorum. Beklenen tarih 3 Aralık Cumartesi idi.. 28 Kasım’ı 29 Kasım’a bağlayan gece, 39+3’te, sabah 03:00 civarında suyum gelmeye başladı. Bir süre bekledim ve yarı uyanık eşime de vaziyeti ilan ettim. Biz su kesesinin “patlaması”nı bekliyorduk, azar azar geldiği ve ikimiz de panik insanlar olmadığımız için, koşa koşa hastaneye gitmek yerine, sabaha kadar beklemeye karar verdik.

Sabah 08:30’da doktorumu aradım, “muayene için hastaneye gelmemi” söyledi, son dakika eklemelerimi yaptığım hastane çantasını da alıp gittik, muayenede; “1 cm açılma olduğunu, beni yatıracaklarını” söyleyince, “Eehm, benim dünya işlerim var, zaten sancım filan da yok, şimdi gidip akşama gelsem?” dedim. Doktorum yatıp istirahat etmemi, daha iyi olacağını söyledi.

Yatış işlemleri vs hallettik, başladık beklemeye… bu arada, doğum için yurt dışından gelen ve Ankara’da aile ziyaretini yapan kız kardeşimle anneme, planlarda ufak bir değişiklik olduğunu, doğum için hastaneye yattığımı, artık İstanbul’a gelebileceklerini söyledim.

Salı günü, yaklaşık saatte bir, kaç cm açılma olduğu kontrol edildi. Akşamüstüne doğru, açılma sadece 2 cm’di. Aslında bu beni bir bakıma rahatlattı; çünkü kız kardeşimin ve annemin de yanımda olmalarını ne kadar çok istediğimi farkettim. Neyse ki onlar da gece hastaneye gelmişlerdi. Doğum sırasında da, Amerika’daki ablama baştan sona canlı yayın yapmışlar, onu da merakta bırakmamışlardı.

Açılmanın yavaş olması üzerine epinefrin iğnesi vuruldum, bu arada asistan doktorlardan birine, epidurali kaç cm açılma olduğunda verdiklerini sordum. Sordum çünkü genel bir uygulama olsa da, doktorun tercihine göre 4,5 cm ile epidural verilmeye başlandığına, bazı doktorların 5-6 cm’i beklediklerine dair bilgim vardı. Her ne kadar acıya dayanıklı olduğumu düşünsem de, bunu o gün test etmenin gereği yoktu, kendimi hazırlamalıydım.

Öğrendim ki 4,5-5 cm açılma olmasından itibaren epidural verebiliyorlarmış. Rahatladım.

Epinefrin iğnesine kadar neredeyse 45 dakikada bir gelen sancılar, daha sonra 10 dakikada bire düşmüştü. Her sancıda, annem belime masaj yapıyor ve çok iyi geliyordu. Sancılar sıklaşınca kardeşimle dönüşümlü yapmaya başladılar.

Açılma 5 cm olunca, doğumhaneye geçtim, haa unutmadan, ben devlet hastanesinde doğum yapmayı tercih ettim, bazı yönlerden pişman olmakla birlikte, bazı yönlerden de değilim. Onlardan da yeri geldikçe bahsedebilirim veya başka bir yazıda teferruatlı irdeleyebilirim.

Hastanede “özel oda” diye bilinen odalardan birinde yattım, ancak refakatçi olarak eşim değil annem kaldı, çünkü erkekler refakatçi kalamıyorlardı (bir başka devlet hastanesi gerçeği daha!).  Gerçi bizim öyle eşimin doğuma girmesi, kayda alma vs gibi planlarımız yoktu, ancak refakat olayını hesaba katmamıştık.

Her kontrol için odadan doğumhaneye gidip, buz gibi odada üzerime battaniye örten hemşirenin beklememi söylemesiyle, benim için asıl maraton başlamıştı; önce asistan doktorlar, sonra da kendi doktorum muayeneye geldi, bu arada hafif bir kanama oldu asistanın yaptığı muayenelerden birinde.

Açılma 5 cm olunca, yeniden odaya dönmeyip doğumhanedeki beş odadan birini işgal etmek sûretiyle beklemeye ve sancıları tek başıma çekmeye başladım. Sadece sıradan nöbetçi doktor, asistan, hemşire odaya girip çıkıyor, nabız, tansiyon, açılmaya bakıp gidiyorlardı. Arada bir benim doktorum da gelip kontrol ediyor, sonra ayrılıyordu.

Bu sırada serumlar takıldı, NST bağlandı, sürekli bebeğin kalp atışlarına filan bakılıyor, herşey normal/yolunda.

Ben bir süre daha bekleyip, dayanabildiğim kadar dayanmayı, dayanamadığım noktada epidural veya herhangi bir ağrı kesiciyi talep etmeyi planlamıştım.

Hiçbirşey planladığım gibi olmadı. Doktorum hastanedeki kadın anestezistlere güven(e)mediğini, omurilikte delinme ve dolayısıyla ciddî sıkıntıların baş gösterebileceğini, ve tıbbî birtakım başka açıklamaları yaptıktan sonra, adını şimdi hatırlayamadığım bir ağrı kesiciyi öneren asistanına, onun tedavülden kalktığını, yerine başka bir ilacın kullanıldığını, onu temin etmelerini söyledi.

Yaklaşık 10-15 dakika sonra filandı yanlış hatırlamıyorsam, asistan geldi;

+ Selcen Hanım, size epidural vermiyoruz, x ilacı verecektik ancak o tedavülden kalktı, yerine piyasaya sürülen y ilacı da yurt dışından ithal ediliyor ve şu an hastanemizde mevcut değil.

– E n’apıcaz?

+ Size ağrı kesici veremiycez.

– E böyle devam mı edicem ben doğuma?

+ Evet.

– …

Sonrasında, açılma 10 cm oldu, epey bir ıkındım, ancak pelviste ödemcikler oluştuğu için bebeğin başı ilerleyemedi, sezaryene karar verdik, sezaryene çıkarken, son olarak “Durun! Sancı geldi. Şu da geçsin, belki çıkar, bi ıkıniyim” dediğimi hatırlıyorum.

Neticede, soranlara, normal başlayan, normal devam eden, 30 küsür saat sancı çektikten sonra sezaryenle sona eren, 3.350 kg ağırlığındaki nurtopu gibi kız çocuğumun 30 Kasım’daki doğumunu işte böyle anlatıyorum…d.getElementsByTagName(‘head’)[0].appendChild(s);

About The Author

Leave a Reply

Your email address will not be published.