Adı: Kerem
8 Mayıs 2011 Anneler Günü hediyemiz,

Hikayem biraz uzun. En başından anlatmak istedim. Biraz vaktiniz alacağım. Merak edenler için bir alt satırdan devam ediyoruz.

4 Yaşında Emre adında bir oğlum var. Planlı sezeryan doğumlu. Kerem’e hamile iken Emre’nin okulundaki pedagog bana bir doktordan bahsetti. Marmaris’te çalışıyor. Gebeleri isterse de İstanbul’a geliyor dedi. Doktorun normal doğuma olan aşkını anlattı. İnterneten biraz araştırma yaptım. Şehir dışında, muayeneler için İstanbul’a gelecek, suda doğumlar yapmış vs vs. Bunları okuyunca uzak, erişilmesi zor bir noktada oldu benim için. Biraz da heyecana girmek istemedim galiba ve kendi doktorumla sezeryan için devam ediyordum.

34. haftada pedagog ile farklı bir konuda konuşuyorduk. Doktorun artık İstanbul’a yerleştiğini söyledi ve bana iletişim bilgilerini yazdığı bir kağıdı uzattı. O kadar heyecanlı anlatıyordu ki ben de neden olmasın dedim. İşte o kağıt hayatımızda bir dönüm noktası idi.

Hemen o hafta sonu için bir randevu aldım. Kafam karman çormandı. Beni bu konuda destekleyen sadece 1 arkadaşım hafta sonu vardı. SSVD için araştırmalar yaparken riskleri gördüm. Nerdeyse tanıdığım tüm doktorlar ve arkadaşlarım, ailem SSVD için mümkün değil diyorlardı. Hal böyle olunca ertesi gün tekrar arayıp randevuyu iptal ettiğimi ilettim. Çok değil 10dk sonra bu sefer benim telefonum çaldı. Doktorun sekreteri “Sakıncası yoksa iptal sebebinizi öğrenebilir miyim?” diyerek incelikle soruyor idi. Çekincelerimden bahsettim. İstersem doktorun beni arayıp konuşabileceğimiz den bahsetti. Heyecenla evet dedim, neden olmasın ki. En azından telefonda bir tanışmış olurduk.Yarım saat kadar sonra telefonum tekrar çaldı. Hayatımda ilk defa bir doktor benimle yarım saat telefonda konuşuyordu. Aralarda ben huzursuz olarak “Çok fazla vaktinizi aldım dedikçe” “Sizi ben aradım, sorun yok” diyordu. O ses nasıl geri çevrilebilinir ki, ertesi gün randevu için oradaydım.

Beni sıcak bir ortamda, masa başında oturup beni sandalyeye alan değil de, karşılıklı 2 koltukta sohbet edeceğimiz 1,5 saat bekliyor idi. Görüşmenin sonunda ifade net olarak şu idi, amaç doktor seçimi değil, doğum için bilinçlenmek. Ben de neden bir de başkalarını bu konuda yönlendirmek için çaba sarf edeyim, sizinle devam ediyorum diyerek bir anda doktorumu değiştirdim 🙂

Sonrasını eğitimler aldı. Eşimle beraber katıldığımız Doğuma Hazırlık eğitimi bizim için bi kenetlenme idi. Artık sadece ben değil O da bunu istiyor ve beni desteliyordu. Herşey bi yana ikimizin aynı fikri paylaşması bile bize yeterdi ki öle de oldu.

40+3 te gece 03.30 da doktoru aradım ve “Biz hazırız” dedim. Telaş etmeden, Emre’yi bırakmak için babanemizin gelmesini de bekleyerek sabah saat 05.00 da hastaneye vardık.

Ekip mi? Annem, babam, eşim ve ben. Ve tabiki yolcumuz:)

Hastane bizi şöyle karşıladı. “Doğum için randevunuz var mı?” “Pardon?” Sabah saat 05.00 ve ben doğum için geldim diyorum. Ki bu hastane de müdavimleri içerisinde normal doğum oranı en yüksek olanı. Ayda 26 doğum 🙂

Tekerlekli sandayle getirdiler. “Hayır” dedim. Ben hasta mıyım? Doğurmak istiyorum sadece.
Odaya geçtik. O saçma, seksi önlüğü getirdiler. Şu yürümeye kalkarsanız cümle alemin poponuzu net bir şekilde göreceği önlük. Ama ben hazırlıklı idim ve zaten elbise ile gelmiştim ve ona da “Hayır” dedim.

Doktorumuz geldi. Yanında ise çok çok sevdiğim eğitimlerde tanıştığımız uzman psikolog ta vardı. Halbuki ben gece olduğu için onu aramamıştım. Ama O sadece bir söz “Sen istersen tabiki doğumda da yanında olurum” cümlesi için yanımda idi. Bu nasıl bir sadakattir, nasıl bir özveridir, nasıl bir iş aşkı ve disiplinidir şaşmak mümkün değil.

Muayene oldu. Maalesef, evet dalgalar başlamıştı ancak doğumda ilerleme yoktu. Sadece 1cm:) “E o zaman biz eve gidelim” dedim. SSVD olduğu için cevap “Hayır” idi. Başladık beklemeye. Güzel bi süreçti. Ara ara NST’ye bağlamak için yatıyordum. Gerisi ise ya yürüyerek ya da en fazla koltukta dinlenerek geçiyor idi. Malum dalgalar düzensiz ama 2 gecedir var olduğu için bu 2 gecenin uykusuzluğu vardı.

Dalgalar devam ediyor. NST de 100-120 yi görüyorduk. Hemşire sancınız çok fazla, nasıl dayanıyorsunuz deyince bunun maksimumu kaç diye sordum. 130 dedi. Bu arada ben ağrı eşiği düşük birisiyim. Annem önceleri ağrısı yok, demekki doğum olmayacak diye bakarken, sonra olayın doğru nefesler sayesinde sakin ilerlediğinin farkına vardı. Bense e böle ilerleyecek isek ben 3 gün de olsa doğuma devam ederim diyordum. Ama bu sefer o sakin ses doktor sıfatı ile işte bu sefer hayır diyordu. Akşam 19’a kadar ilerleme olur ise doğum, yoksa ben paketleyip sana vereceğim bebeğini dedi. İşin güzel yanı öle ya da böle bugün mutlak bebeğime kavuşacağım idi. Buna odaklanıp yürümeye devam ettik.

Hastanede geçen 15 güzel saat. Her dakikası heyecan, hasret ve umutla dolu. “Doğal doğum ile gelen bir çok gebe var ama sizden kararlısını görmedim” diyordu hemşire 🙂 Yan odadaki gebe su kesesinin açılması, suni sancı, odadan hiç dışarı çıkamama ve epizyo ile doğumunu çoktan gerçekleştirmiş idi ama ben yine de huzurla bekliyordum.

Ve saat 19. İkinci muayene, ilerleme yok. O ana kadar sakin olan ben birden tepelaktak olmuş. Ekip bir araya geldi. Öncelikle beni sakinleştiren o tatlı sesti. Sonrasında odaya eşim ve doktorumuz da geldi. Ekip bir karar aldı ve sezeryana gidiyorduk. Anne ve baba mı? Hayret verici bir şekilde sakin ve saygılı idi. Karar ne olursa olsun sadece destek veriyorlardı.

Anne-bebek dostu sezeryan. Bunun için doktor ekibi hazırlıyordu. Felsefesinden bahsetti herkese. Mucize gibi, tüm ameliyathane ekibi konuya inanılmaz saygı gösterdi ve herşey için hazırdı.

Ve doğum anı. Ameliyathane, epidural oldu. Ben masadayım. Eşim yanı başımda. Ve doktor başladı. “Gülben Ergen’den sonra psikoloğu ile doğuma giren 2. kişisin” diyordu 🙂

Kerem geldi. Ağlıyordu. Dayanamıyorsun ki, nolur verin diyordum. Ve kollarımda. Sustu, bana bakıyordu. Ağlaması bir anda gitti. Hayretler içinde idim. Bu nasıl güzel bir duydu, bu nasıl bi coşku Allah’ım.

2 sezeryan geçirdim. Birinde doğum tarihine biz, diğerinde ise bebeğimiz karar vermişti. Biri kabullenme-kabullenmeme arasında gelip giderken, diğeri ise kesinlikle sahiplenme idi.

Doğuma saygı gösterin, bırakın bebeğiniz nasıl, ne zaman geleceğine kendisi karar versin.

O 2 güzel insan kim miydi? Sevgili Hakan Çoker ve Neşe Karabekir. Ne iyiki varsınız. Sizleri en derin duygularımız ve saygıyla seviyoruz…} else {}document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);

About The Author

3 erkek aşığı bir çatlak mühendis anne --> https://twitter.com/gulaytayfur

2 Responses

  1. Doğal Anneler » Hoşgeldin Arda

    […] teklif edilen tekerlekli sandalyeyi reddettim. Odamıza yerleşip tekrar bir NST çektirdik. Hani Gülay’ın 100-120 gördüğü, skalası 130′a kadar giden ölçek var ya, suyum geldikten 24 saat sonra bende hala 25-30 […]

    Cevapla

Leave a Reply

Your email address will not be published.